UFUK ACAR | Resmi Web Sitesi
Arama   
MENÜ
ANASAYFARESİM GALERİSİVİDEOLARBASIN & MEDYAHABERLERFORUMDOWNLOADZİYARETÇİ DEFTERİİLETİŞİMŞİFRE YOLLAAramaDavet EtAnı DefteriResim GönderHaber Ekle
Rasgele Fotoğraf
DUYURULAR
TÜM DUYURULAR BU PANODAN DUYURULACAKTIR


HAFTA İÇİ HERGÜN SAAT 9-11 ARASI 93.3 RADYO K FREKANSINDA UFUK'UN GÖNÜL KÖŞKÜNDE BULUŞALIM.



Forum Başlıkları
En Yeni Başlıklar
Eylül bebek hoşgeldin..
Gönül Köşkünün Yıllı...
Güne Zinde Başlamak ...
GÜNAYDINLAR.
merhabanın anlamı
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
GÜNLÜK YOKLAMA [428]
Hikayeyi geliştir... [109]
GÜNAYDINLAR. [108]
Gönül Köşkünün Yı... [104]
GÖNÜL KÖŞKÜ [58]
En Son İnceleme
Bu paneli sadece üyelere görüntüleyebilir yada henüz bir içerik eklenmemiş olabilir.
Rastgele Video
Rastgele Video
ZİRVEDEKİLER
1- CENGİZ SELİMOĞLU
BİR OF ÇEKSEM

2- VOLKAN KONAK
MİMOZA ÇİÇEĞİM

3- DAVUT GÜLOĞLU
KOPALIM BARİ

4- HASAN YILMAZ
ÇAK

5- GÜLSEREN GÜL
BEYAZ MENDİL

6- YAVUZ KESEPARA
KAPKAÇ

7- HÜLYA POLAT
NERDEN GÖRDÜM

8- YASEMİN YILDIZ
YILDIZLARA SORDUM

9- RECEBİM
YOK ETTİLER

10-BİZİM GÖNÜL
ZAMAN ÖYLE BİR ZAMAN

İstatistik Durumu
Çevrimiçi Misafirler: 5
Çevrimiçi Üyeler:
ÇEvrimiçi Üye Yok


Kayitli Üyeler: 594
En Yeni Üyemiz: derya37

Bugunkü Ziyaret: 589
Online Üye Sayisi: 5
Max. Online Rekor: 33
Max. Günlük Rekor: 1116
Dünkü Ziyaret: 316
Aylık Ziyaret: 1737
Tüm Kullanicilar: 166121

Son 24 Saat Analiz:
























En Çok Mesaj
VATAN37 904
yabangulum 632
GLBHR 561
Birsen 289
34SRD81 261
AYISIGI 236
metamorfoz 229
baskan 143
kestane sekeri 138
HZN 137
toprak37 129
findikkurdu 99
serife 82
UFUK ACAR 76
ebru 74
35ali61 64
salih37 38
Dj_yusuf 37
kardelen 33
ayse 33
Başlığı Görüntüle
UFUK ACAR | Resmi Web Sitesi | FAN CLUB ÜYELERİ | KOMİK YAZILAR BÖLÜMÜ
Sayfa 1 - 2 1 2 >
Yazar Ders alınacak bir öykü..
VATAN37
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 967
Nereden: İSTANBUL/ÇAMLICA
Katılım Tarihi: 03.10.07
Mesaj Tarihi 06-07-2009 09:01
HABİB BABA
> Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği
> Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir,gariptir.Fakat
> Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.
> Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda
> Erzurum'dan İstanbul'a gelmiştir. Yolculuğunun
> tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider...
> Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini
> de ruhuna denk kılmaktır.
> Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.
> 'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri
> hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri
> alamıyoruz.'
> Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır...
> 'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli
> etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle
> Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil
> döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul
> eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ...
> 'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem.
> Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'
> Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer.
> Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında
> yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç,
> yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü
> fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri
> kılık değiştirmiş, 4.Murad'dır. O gün
> vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar
> olan padişah merak etmiştir.
> 'Hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler,
> hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl
> eğlenirler?'
> Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama
> getirmiştir. Az önce yaşananlar bir kez daha
> tekrarlanır...
> Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne
> olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib
> babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç
> padişahın kulağına fısıldar:
> 'Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar
> peştemali beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın,
> bir an evvel çıkın... Ve ekler: 'Aman ha! Vezirler
> varlığınızı bilmesinler.'
> Sonra 4.Murad da Habib babanın yanına süzülür. Beraber
> sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük
> salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri
> ortalığı çınlatmaktadır...
> Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına
> takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona... Allah hikmeti
> gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş
> padişah olduğunu ilham etmemiştir...
> Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir
> bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle
> konuşur:
> 'Evladım' der, 'Sırtın fazlaca kirlenmiş,
> müsade edersen bir keseleyivereyim.'
> Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır
> ve bü yük bir haz duyar... Haz duyar, çünkü ömründe
> ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir
> insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı
> teklif etmektedir.
> Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken:
> 'Buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin'
> Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya
> devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad'ın sırtını bir
> güzel keseler... Fakat padişah kuru bir teşekkürle
> yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan
> gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.
> 'Baba' der, 'gel bende senin sırtını
> keseliyeyim de ödeşmiş olalım.'
> Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz,
> tebessümle;
> Olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu
> arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib
> babayı yoklar, ağzını arar...
> 'Baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı...
> Sultan Murad'a vezir olmak varmış... Bak adamlar
> içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise
> burada iki hırsız gibi...'
> Habib baba Sultan Murad'ın cümlesini tamamlamasına
> fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... Sultan
> Murad'ın Habib babadan duydukları, ağzı açık
> bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:
> 'Be evladım' der, Habib baba, 'Sultan Murad
> dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini
> sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan
> Murad'a keselettirir...'


Mutluluğun yolu sevmekten geçer.Ben seviyorum ya sen ?
Cemalettin CİVELEK
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 06-07-2009 11:33
çok harikaydıı çok.. herşey maneviyattır; bilen ve yaşayan için.. Aynı habib baba ve habib baba gibi olanlar için....


YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 08-07-2009 13:07
Eşler Arası İlişki



Sağlıklı bir aile kurmak istiyorsanız karı-koca ilişkisini sağlıklı bir [color=navy]zemine oturtunuz. Sağlıklı bir ailenin temeli
karı-koca arasında sağlıklı ilişkiyle mümkündür. Çocukların gelişmesi için gerekli olan sağlıklı sosyal yapı ancak böyle bir
ailede ortaya çıkar. Sağlıklı ilişki içine giren tarafların ilk uyması gereken kural karşılıklı birbirlerini değerli görmek
ve kabullenmek, bununla birlikte iletişim ve etkileşim kanallarını sonuna kadar açık bulundurmaktır.

Kendi prensip, ilke ve ihtiyaçlarınızla ailenin prensip, ilke ve ihtiyaçları arasında makul bir denge kurunuz. Ne
şahsiyetinizi aile adına feda ediniz, ne de aileyi zedeleyecek kadar bencilce bir tavır sergileyiniz. Bunun için de;
a. Uzun vadeli ve kalıcı mutlulukları, kısa vadeli ve geçici mutluluklara feda etmeyiniz.
b. Aileyi oluşturan bireyler olarak, kendi tavır, davranış ve düşüncelerinizden kendinizi sorumlu tutunuz.
c. Aile içerisinde doğru bildiklerinizi doğru bir üslupla ve doğru zamanı kollayarak söyleyiniz.
d. Ailedeki manevi atmosferi zenginleştirmeyi bencilce istek ve arzulardan önde tutunuz. Bunun verdiği iç huzuru ve dinginliği çok geçmeden tüm aile fertlerinin farkettiğini hayretle göreceksiniz. .

Eşler arası ilişki, insanlar arası ilişkilerin zenginleştirilmeye en müsait olanıdır. Başka hiç bir ilişki bu kadar
zenginleştirilemez. Eşler bu ilişkilerin kaçını gerçekleştirip kaçını gerçekleştiremediklerini tesbit ederek eksiklerini
tamamlayabilirler:

Eşler arası ilişki şu on maddeye kadar zenginleştirilebilir:
a. İnsan-insan ilişkisi:

Bu ilişki türü, her insan ivin olduğu gibi eşler arasında da en temel ilişki turudur. Bir çok ailede evliliğin üzerinden
yıllar geçmesine rağmen, evlilik bağının üzerinde yükseleceği bu temelin atılmadığını görüyoruz. Evli çiftler herşeyden önce
insandırlar. Şu temel espri hiç unutulmamalıdır: Evlilik kurumu insanı insanlığına yabancılaşman bir kurum değildir.

Yabancılara karşı gösterilen asgari insani tavır ve davranışı en başta eşler birbirlerine karşı göstermekle yükümlüdürler.
[/color]
b. Din kardeşliği ilişkisi:

Evlilik din kardeşliğini iptal eden bir kurum da değildir. Nikah akdinin meşru kıldığı alanlar dışında, Müslümanr17;ın

Müslümanr17;a yapması yasak olan şeyler iki din kardeşi olan eşler için de geçerlidir. Zulme engel olmak, iyiliği emretmek,
kötülükten sakındırmak, iftira etmemek, alay etmemek, küçük görmemek, sevgi ve şefkat göstermek, iyilikle muamele etmek vs.
gibi.

c. Sevgili ilişkisi:

Sevgi evlilik binasının çimentosudur. Bu ilişkinin kurulamadığı evlilikler zoraki birlikteliklerdir. Aile kuran eşler, adeta
bir müddet sonra birbirlerinin yüreğine yük olmaya, r0;birbirimize mecburuzr1; tavrı takınmaya başlıyorlar. Aile kurumuna savaş
açan zevkperestlerin eline koz veren bu tür evlilikler, ahlâksızlığın avukatlarına r0;evlilik aşkı öldürüyorr1; yalanını
söyletmektedir. Eğer sağlıklı bir eş seçimi yapılır ve sağlıklı bir yuva kurulursa, evlilik aşkı öldürmez, aksine
r0;ölümsüzleştirirr1;.


d. Bedeni-cinsi ilişki:

Başka hiç bir ilişkiyi, karıkoca ilişkisi kadar zenginleştiremeyecek olan ilişki türüdür bu. Bir evlilikteki sağlıklı cinsel
hayat; eşler arası mutluluğun ödülüdür. Sağlıklı bir cinselliğin yaşanmadığı ailelerde çatışma ve huzursuzluk kaçınılmazdır.

Bu maddenin ihmalinden dolayı ortaya çıkan huzursuzluklar hep başka gerekçeler altında servise sunulur ve gerçek gerekçe ya
gizlenir ya da çoğu zaman farkedilmez. Yanlış bir din ve çarpık bir ahlâk anlayışı verilerek rahip ve rahibeleştirilen kimi
erkek ve kadınlar, evlendikten sonra en doğal ve meşru bir ilişki türü olan bu ilişkiyi, kendi doğallığı içerisinde
gerçekleştirmekte hayli zorlandıkları görülmüştür.

e. Akraba ilişkisi:

Bu kan ve nesep yakınlığı ilişkisidir. Evliliğin ortak meyvesi olan çocuklar bu ilişki türünün imzasıdırlar. Eşler birbirleri
için çocuklarının ana-babasıdırlar. Toprak tohumla birleşip sarmaş-dolaş olarak çocuk biçiminde meyveye durmuştur. İki ayrı
varlık çocuklarda tevhid olmuştur adeta.

f. Dost ilişkisi:

Evliliği kanatlandıran ve zenginleştiren bir ilişki türüdür. Herkes karı-koca olur ve fakat her karı-koca birbirlerinin dostu
olamaz. Bunu becerebilen eşler, evliliği taçlandırmanın yolunu bulmuşlar demektir. Eşler arasında bu tarz bir ilişkinin
kurulması, evliliğin standartların üzerinde oluşunun bir işaretidir. Hz. Hatice ile Hz. Peygamber arasındaki ilişkide işte bu
zenginliği görüyoruz.


g. Arkadaş ilişkisi:


Eşler birbirleri için arkadaşlık açısından üç hâlde değerlendirilebilirler:

aa) Birbirleri için ya hastalık gibidirler; ki bu durumda birbirleriyle arkadaşlıkları zorakidir. r0;Başa çıktı bir kerer1;
mantığıyla sürüklenen evlilikler buna örnektir.

bsmiley Ya ilaç gibidirler; ki bu arkadaşlık türünde eşler birbirlerine lazım oldukça sığınır, arkadaşlık yaparlar.

cc) Ya da gıda gibi arkadaşlık ilişkisi; ki bu ilişki türü arkadaşlık ilişkilerinin en gelişmişidir ve birbirlerini sürekli
desteklerler. Gıda gibi arkadaşlık kuran eşler birlerinin yüreğine yük olmazlar, yakıt olurlar.

h. Sırdaş ilişkisi:

Bu ilişki insanı yalnızlıktan kurtarıp, ona sırrını paylaşacak birini bulmuş olmanın iç huzurunu kazandırır. Her karı-koca
birbirinin sırdaşı olamamakta, sırlarını açacak aile dışı bireyler aramaktadırlar. Bu da kimi zaman aile sırlarının ağızlarda
sakız olmasına ve ailelerin dağılmasına neden olmaktadır. Sırlarını birbirleriyle paylaşamayan eşler daha başka nelerini
paylaşabilirler ki?



ı. Yoldaş ilişkisi:


Bu, dava arkadaşlığı ilişkisidir; ki aynı amaç uğruna mücadele vermek, aynı gayeye koşmak demektir. Bu, eşler arasında duygu,
düşünce ve eylem birliğinin gerçekleştiğinin de göstergesidir. Bu sayede aile gayesiz değil, gayeli bir aile olur ve o ailede
yetişen çocuklar da, ideal sahibi çocuklar olurlar.


[color=orange]i. Kader birliği ilişkisi:[/color]

Aynı akıbeti istemeleri, aynı istikbale yelken açmaları anlamına gelir. Kader birlimi ilişkisi, dünya hayatıyla sınırlı
olmayıp daha ötesine uzanan bir birlikteliği hedefler.



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 08-07-2009 13:14
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
34SRD81
Üye

Mesaj Sayısı: 287
Katılım Tarihi: 09.11.08
Mesaj Tarihi 08-07-2009 20:06
sende renkli yazmayı öğrendinya ben gidiyorum arkadaş smiley))
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 09-07-2009 09:59
Kahvede sohbet eden adama arkadaşları:

''Senin Aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Karının bir dediğini iki etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz.'' derler.

''Kısaca anlatayım ...'' der adam.

''Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına, ben de kendi atıma bindik, evimize doğru gidiyoruz.
Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi.
Karım eğildi ve benim atıma 'Bir' dedi.
Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman, eşim tekrar eğilip atıma 'İki' dedi.
Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşima atından indi ve at'a 'Üç' dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu.

Ben şok olmuştum ...
Eşime bir hışımla çıkıştım ''Yazık değil mi ata, neden vurdun kadın, manyak mısın sen?'' diye bağırdım ...
Karım arkasını döndü ve bana 'Bir' dedi.

Ve o günden sonra karımın bir dediğini iki etmedim



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 09-07-2009 10:20
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
34SRD81
Üye

Mesaj Sayısı: 287
Katılım Tarihi: 09.11.08
Mesaj Tarihi 09-07-2009 16:12
smiley)))
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 12-07-2009 11:40
Yolumuzdaki Engeller..
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine
kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.
Bakalım neler olacak?.


Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları,
saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene
kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.
Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar
vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir
köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı
ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı
ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden
sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin
durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu
vardı içinde.

r0;Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittirr1; diyordu kral.

Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

r0;Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.r1;



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 12-07-2009 11:41
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 12-07-2009 11:41
Gerçek Sevgi (İbretli hikaye)

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: r0;Sevginin sadece sözünü
edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?r1; Bakın göstereyim
demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları
çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş
kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. r0;Ermiş bu kaşıkların
ucundan tutup öyle yiyeceksinizr1; diye bir de şart koymuş. Peki
demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun
geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım
yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa. r0;Buyurunr1; deyince, her biri uzun
boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak
içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar
sofradan işte demiş ermiş, r16;kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini
görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de
doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da
unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 12-07-2009 11:42
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 12-07-2009 11:45
Bilgisayar acemisi (Komik Gerçek Olay)

WordPerfectr17;in yardım hattında banda alınmış bir telefon
konuşması. Bu konuşma sonrası helpdesk elemanı isinden
kovuluyor. Kovulduktan sonra da şirketi kendisini
r0;Gerekçesizr1; isten çıkardığı için mahkemeye veriyor.
İşte Telefon Konuşması :
- Yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?
- Bir sorunum var.
- Nasıl bir sorun?
- Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti?
- Gitti mi?
- Yok oldu!
- Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
- Hiç bir şey.
- Hiç bir şey mi?
- Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
- Hala Wordperfect programında mısınız yoksa
programdan çıktınız mı?
- Bunu nereden bileyim?
- Ekranda bir r0;Cr1; harfi görüyor musunuz?
- Bir r0;hecer1; mir30;
- Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mi?
- Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
- Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
- Monitör ne?
- Ekranı olan yer, televizyon gibir30; Çalıştığını
gösteren küçük bir lamba var mi?
- Bilmiyorum.
- Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu
giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
- Evet.
- Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı
mi bana söyleyin.
- Bağlı
- Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek
kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
- Görmedim.
- Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı
olması lazım.
- Evet buldum.
- Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı
diye bakin.
- Kabloya ulaşamıyorum.
- Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
- Olmuyor.
- Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına
baksanızr30;.
- Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için
bakamıyorum.
- Karanlık?
- Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık
yetmiyor.
- Ofisin ışıklarını yakın.
- Yanmaz.
- Neden?
- Elektrikler kesik.
- Elektrikler mi kesik. Tanrımr30;!(kısa bir sessizlik)
Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
- Evet dolapta.
- Simdi bilgisayarı sökün , aynen aldığınızdaki gibi
paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötü mu?
- Korkarım öyle!
- Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- r0;Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalımr1;
diyeceksinizr30;



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 12-07-2009 11:46
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 12-07-2009 11:47
MAHKEME SORULARI
Aşağıdakiler mahkemelerde avukatlar tarafından
sorulmuş sorulardan derlenmiştir. Avukatlarımız
(özellikle de bizim tanıdıklarımız!!) hiç alınmasın
lütfen, çünkü bu sorular amerikan mahkemelerinde sorulmuş
ve yanıtlanmış, sadece türkçeye çevrilmiş..

1. r0;Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına
kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?r1;
2. r0;En genç olan oğlunuz, hani su 20 yaşında olan, kaç
yaşındaydı?r1;
3. r0;Resminiz çekilirken orada mıydınız?r1;
4. r0;Yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mıydınız?r1;
5. r0;Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?r1;
6. r0;Sizi öldürdü mü?r1;
7. r0;Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?r1;
8. r0;Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?r1;
9. r0;Kaç kere intihar etmeyi başardınız?r1;
10. Soru: r0;8 ağustosta mı hamile kaldınız?r1;
Cevap:r1;Evet.r1;
Soru: r0;peki o anda siz ne yapıyordunuz?r1;
11. Soru: r0;Üç çocuğunuz var, değil mi?r1;
Cevap: r0;Evet.r1;
Soru: r0;Kaçı erkek?r1;
Cevap: r0;Erkek yok.r1;
Soru: r0;Hiç kızınız var mi?r1;
12. Soru: r0;Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?r1;
Cevap: r0;Evet.r1;
Soru: r0;Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?r1;
13. Soru: r0;Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız,
değil mi?r1;
Cevap: r0;Evet, Avrupar17;yar30;r1;
Soru: r0;Eşiniz de sizinle geldi mi?r1;
14. Soru: r0;İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?r1;
Cevap: r0;Ölüm sebebiyle.r1;
Soru: r0;Kim ölmüştü?r1;
15. Soru: r0;Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?r1;
Cevap: r0;Orta boyluydu, sakalı vardı.r1;
Soru: r0;Erkek miydi yoksa kadın mi?r1;
16. Soru: r0;Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?r1;
Cevap: r0;Bugüne kadar ki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım.r1;
17. Soru: r0;Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mi?
Şimdi, hangi okula gidiyorsunuz?r1;
Cevap: r0;Sözlü.r1;
18. Soru: r0;Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?r1;
Cevap: r0;Aksam 8:30 civarında başladık.r1;
Soru: r0;Bay___ o esnada ölü müydü?r1;
Cevap: r0;Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu.r1;
19. Soru: r0;İdrar örneği verme imkanınız var mi?r1;
Cevap: r0;Kendimi bildim bileli yapabilirim.r1;
20. Soru: r0;Otopsiye başlamadan önce Bay r30;..r17;nin nabzına
baktınız mi doktor?r1;
Cevap: r0;Hayır.r1;
Soru: r0;Kalbini dinlediniz mi?r1;
Cevap: r0;Hayır.r1;
Soru: r0;Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?r1;
Cevap: r0;Hayır.r1;
Soru: r0;O halde siz otopsiye baslarken Bay ___ hala yaşıyor
olabilir, değil mi?r1;
Cevap: r0;Hayır.r1;
Soru: r0;Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?r1;
Cevap: r0;Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun
içindeydi.r1;
Soru: r0;Yine de hasta hala yasıyor olamaz mıydı?r1;
Cevap: r0;Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık
yapıyor olabilir.r1;



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 12-07-2009 11:48
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
34SRD81
Üye

Mesaj Sayısı: 287
Katılım Tarihi: 09.11.08
Mesaj Tarihi 12-07-2009 14:03
saol ablam nekadar harika yazılar buluyorsun böyle sen varya sen mükemmel ötesisin.smiley yok yok yetmez kelimelerle anlatılmassınsmileysmiley sen varya sen...!!!!

Dünyanın 8.ci harikasısın yaasmiley

Düzenleyen: 34SRD81 Düzenleme Tarihi: 12-07-2009 14:04
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
VATAN37
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 967
Nereden: İSTANBUL/ÇAMLICA
Katılım Tarihi: 03.10.07
Mesaj Tarihi 20-07-2009 11:06
Gösterdim !
> Gördü anlamına
> gelmez...
> Söyledim !
> Duydu anlamına
> gelmez...
> Duydu !
> Doğru anladı anlamına
> gelmez...
> Anladı !
> Hak verdi anlamına
> gelmez...
> Hak verdi !
> İnandı anlamına
> gelmez...
> İnandı !
> Uyguladı anlamına
> gelmez...
> Uyguladı !
> Sürdürecek anlamına
> gelmez...
>
> Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın
> yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;
>
> - Buranın yabancısıyım, demiş.
>
> Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu
> söylediler..
>
>
> Çocuk arabanın penceresini açtıktan
> sonra;
> Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş.
>
> Ama sağ
> tarafa gitmeniz gerekiyor
> herhalde..
>
> Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş
> ister istemez.
>
> - Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş
> çocuk.
>
> Kuş
> cıvıltıları oradan geliyor
> zaten.
>
> - İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan
> gelmediği ne malûm?.
>
> -Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk...
> Üstelik manolyalar da katılıyor onlara..
> Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin
> kokusunu da duyacaksınız..
>
> Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür
> etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu..
>
>
> Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış
> adamın kendisini fark ettiğini..
>
> Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;
> - Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim,
> demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki!. Sizinkiler sağlam, öyle değil
> mi?.
>
> Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;
> - Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey,benden iyi
> gördüğündür..
>
> ALINTIDIR
> Gören Gözlerimizin Mutluluğunu Sonuna Kadar Sürdürmeniz Şükretmeniz
> Dileğiyle



Mutluluğun yolu sevmekten geçer.Ben seviyorum ya sen ?
Cemalettin CİVELEK
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 20-07-2009 13:52
Kavak ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

-On yılda, demiş kavak.

-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

-Doğru, demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:

-Neler oluyor bana ağaç?

-Ölüyorsun, demiş kavak.

-Niçin?

-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 20-07-2009 13:53
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 20-07-2009 13:54
En iyi Buğday

Her yıl yapılan ''en iyi buğday'' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:

-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.

-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,

-Neden olmasın, dedi çiftçi.

-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 20-07-2009 13:54
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 20-07-2009 13:55
Geleceğini biliyordumr30;

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,

-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.

Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;

-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.

-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdir30;

-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?

-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.

Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:

-Geleceğini biliyordumr30; Geleceğini biliyordumr30;

[color=red]3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.

''Her sabah Afrika''da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.

Her sabah Afrika''da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.'' (Afrika Atasözü )

Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 21-07-2009 09:42
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 24-07-2009 16:05
FARELER



İş dönüşü bir adam akşam evine dönerken iki fareye rastlar.

Küçük bir dal parçasının birer ucunu ağızlarında tutan fareler yanyana yürüyorlardır...

Adam hiç düşünmeden farenin birini öldürür...

Bir anlık güçlü olmanın verdiği duygu, şaşkınlığın içinde kaybolup gider...

Diğer fare, ağzında dal çubuk ile olduğu yerde hareketsiz duruyor, kaçmıyordur...

Adam merakla fareye yavaşça yaklaşır, dikkatle bakar.

Fare yine kaçmaz...

Fare kaçamıyordur çünkü gözleri görmüyordur, fare kördür!

Bir dal çubukla ona yol gösteriyordur eşi....

Adam yaptığının son derece yanlış olduğunu anlayınca çok üzülür.

Kör fareyi orada tek başına bırakamayıp evine götürüp besler...



Bazen konuşmak gerekmez...

Susmak, herşeyi çok daha iyi anlatır.

Kimisi hemen kaçıp yok olur, kimisi olduğu yerde kalır...

Ve gerçek olduğu yerde durabilendir..



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 24-07-2009 16:06
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Biraz tebessüm
VATAN37
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 967
Nereden: İSTANBUL/ÇAMLICA
Katılım Tarihi: 03.10.07
Mesaj Tarihi 01-09-2009 14:50
Bir zaman gelmis ve kaplumbagalar ülkesinde su tükenmis. napçez ne etçez diye düsünürken aralarinda en yasli, en bilgin olani demis ki:
"su dagi görüyor musunuz...o dagin arkasinda büyük bir göl var." .

Ee, koca dagi hepsi birden asamazlar.
Aralarinda çok yasli olanlarda var. Bunun üzerine oraya gidip su getrmeleri için en genç 2 kaplumbaga seçilmis.

Genç kaplumbagalar 25 yil sonra göle ulasmislar.. ohaa demeyin.

Anca çikmislar dagi. Hem nasil olsa uzun yllar yasiyolar). Ve o anda farketmisler..

Suyu alip götürmek için yanlarina kap almayi unutmuslar..
kaplumbagalardan biri; -ee nabicas simdii?? Birimizin gidip kap almasi lazim..
Digerimiz de burada beklesin ki kimse gelip içmesin sudan!!
En iyisi sen git!-Olmazz.... Ben gidicem sen ya suyu içersen?.. O zaman köy susuz kalir ve hepimiz ölürüz susuzluktan!
-Yok valla bak yemin ederim agzimi sürmiiycem.. sen git al gel kabi bekliyecegim.. Söz veriyorum.

Bunun üzerine diger kaplumbaga yola çikmis.. Orada kalan da beklemeye baslamis.. Aradan 30 yil geçmis.. 50 yil.. 60 yil.. Sonunda bekleyen kaplumbaga bu böyle olmayacak demis..Galiba gelmeyecek bu.. Köydekiler de öldü herhalde susuzluktan..

En iyisi ben biraz su içeyim de bari ben hayatta kalayim.. Kaplumbagalarin soyu devam etsin..
Tam egmis kafasini göle dogru bir yudum alacakken çalilarin arkasindan bir ses duyulmus..:
- Bak böyle yaparsan gitmem amaaa!!!!!!!!


Mutluluğun yolu sevmekten geçer.Ben seviyorum ya sen ?
Cemalettin CİVELEK
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 01-09-2009 16:02
smileysmileysmileysmiley BEN BU HİKAYEYİ DAHA FARKLI BİLİYORDUM AMA BÖYLESİDE ÇOK SÜPPERMİŞsmileysmiley


YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 02-09-2009 14:53
Iki komsu ülkenin hükümdarlari birbirleriyle savasmazlar ama her
firsatta birbirlerini rahatsiz ederlerdi. Dogum günleri bayramlar da
ilginç armaganlar göndererek karsidakine zekâ gösterisi yapma
firsatlariydi.

Hükümdarlardan biri günün birinde ülkesinin en önemli heykeltirasini
huzuruna çagirdi. Istedigi birer karis yüksekliginde altindan
birbirinin tipatip aynisi üç insan heykeli yapmasiydi. Aralarinda bir
fark
olacak ama bu farki sadece ikisi bilecekti.

Heykeller hazirlandi ve dogum gününde komsu ülke hükümdarina gönderildi.
Heykellerin yanina bir de mektup konmustu.

Söyle diyordu heykelleri yaptiran hükümdar: "Dogum gününü bu üç altin
heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tipatip aynisi gibi
görünebilir. Ama içlerinden biri diger ikisinden çok daha degerlidir. O
heykeli bulunca bana haber ver."

Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttirdi. Üç altin heykel gramina
kadar esitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çagirtti.
Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarinda bir
fark göremediler.

Günler geçti. Bütün ülke hükümdarin sıkıntisini duymustu ve kimse çözüm
bulamiyordu. Sonunda hükümdarin fazla isyankâr oldugu için zindana
attirdigi bir genç haber gönderdi. Iyi okumus akilli ve zeki olan bu
genç hükümdarin bazi isteklerine karsi çiktigi için zindana atilmisti.

Baska çaresi olmayan hükümdar bu genci çagirtti. Genç önce heykelleri
sıkı sıkıya inceledi sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli
birinci heykelcigin kulagindan soktu tel heykelin agzindan çikti.
Ikinci heykele de ayni islemi yapti. Tel bu kez diger kulaktan çikti.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden disari çikmadi. Ancak
telin sigabilecegi bir kanal kalp hizasina kadar iniyor oradan öteye
gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komsu hükümdara cevabi yazdi:

"Kulagindan gireni agzindan çikartan insan makbul degildir. Bir
kulagindan giren diger kulagindan çikiyorsa o insan da makbul degildir.


En degerli insan kulagindan gireni yüregine gömen insandir.
Bu degerli hediyen için çok tesekkür ederim."



YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Düzenleyen: yabangulum Düzenleme Tarihi: 02-09-2009 14:54
Özel Mesaj Gönder
Yazar RE: Ders alınacak bir öykü..
yabangulum
Üye

Üye Avatar

Mesaj Sayısı: 644
Katılım Tarihi: 10.04.09
Mesaj Tarihi 02-09-2009 14:57
Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...
1994'te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60'lık vücudu
artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş.
Doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık
Mori'yi tekerlekli sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış,
evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş.
Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır,
poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman:
"Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan
zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda
ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki
son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş.
Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış.

Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni"
düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız
sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce
cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü
haber sunucusu Ted Koppel'ın programına konuk olunca üne
kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja
gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar.
Mori'nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı.
(Mitch Albom, "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları",
Boyner Y. 1997) Birbirinden ilginç o yanıtlardan
benim aklımda kalan ders şu oldu:

"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez.
Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık.
İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin
yaptığını yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor:
- O gün, bugün mü?
Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş,
araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?"

"Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki,
istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın."
diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?"
sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:

"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla
kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde
güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer
verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp
renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim.
Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve
en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim.
Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim."

Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken
arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak:
"Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"




YABAN_GÜLÜM

Ya olduğun gibi görün...Yada göründüğün gibi ol.. Yani kısacası herzaman sadece kendin ol....(uzunca bir süre yokum arkadaşlar )
Özel Mesaj Gönder
Sayfa 1 - 2 1 2 >
Atlanilacak Forum:
FAN CLUB
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla




Anket
12 EYLÜL 2010 TARİHLİ REFERANDUM DA YENİ DEĞİŞİKLİKLERE;

EVET

HAYIR

OY KULLANMAYACAĞIM

Ankete katılabilmek için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Anlık Mesajlar
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.

VATAN37
02/09/2010 09:57
Günaydın, mutlu sabahlar tüm dostlara

VATAN37
31/08/2010 09:02
Mutlu sabahlar, Segili dostum Acar doğum günün kutlu olsun. smiley

VATAN37
30/08/2010 10:31
Günaydın, milletimin Zafer bayramını kutlarım. İyi haftalar...

nazom65
30/08/2010 09:22
slm herkese

nazom65
30/08/2010 09:22
slm herkese

SPONSORLAR
Yeni Üyelerimiz
derya37

Katılım tarihi
August 28 2010 10:54:17
lazi_olimbera

Katılım tarihi
July 26 2010 00:02:02
havva

Katılım tarihi
July 21 2010 03:03:17
mkaydemir

Katılım tarihi
July 18 2010 03:24:47
hasan

Katılım tarihi
July 14 2010 16:56:23
Bugün Doğan Üyeler
cideli-sevcan
mert
Günlük Burcunuz




UFUK ACAR © 2007 - Tüm Hakları UFUK ACAR Adına Kayıtlıdır..